Âlemlere Rahmet Olarak Gönderilen Elçi

محمد

Hz. Muhammed (s.a.v)

"Andolsun ki, Resûlullah'ta sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok zikredenler için güzel bir örnek vardır."
(Ahzâb Suresi, 21. Ayet)

Bölüm 1

Mekke Dönemi

Doğumundan, peygamberliğin gelişine ve hüzünle dolu yılların ardından Medine'ye uzanan zorlu süreç.

571

Doğumu

Mekke'de dünyaya geldi. Babası Abdullah, annesi Âmine'dir.

571 - 579

Çocukluk Yılları (Sütanne, Anne ve Dede Vefatı)

Mekke'nin havası ağır olduğu için dört yaşına kadar sütannesi Halime'nin yanında (Badiye'de) kaldı. 6 yaşındayken annesi Âmine ile Medine ziyareti dönüşü annesi Ebvâ köyünde vefat etti. 8 yaşına kadar dedesi Abdülmuttalip'in, onun vefatından sonra da amcası Ebu Talip'in himayesine girdi.

583 - 595

Gençliği ve Ticaret (Muhammedü'l-Emin)

Amcasıyla Şam ticaret yolculuklarına katıldı. Haksızlıklara karşı kurulan Hilfü'l-Fudûl (Erdemliler İttifakı) cemiyetine katıldı. Dürüstlüğüyle "El-Emin" lakabını aldı. 25 yaşında Hz. Hatice'nin ticaret kervanını yönetti ve onunla evlendi.

605

Kâbe Hakemliği

Kâbe'nin onarımı sırasında Hacerü'l-Esved taşının yerine konulması konusunda kabileler arası çıkacak büyük bir savaşı, taşı bir yaygının üzerine koyup her kabile reisinin ucundan tutmasını sağlayarak engelledi. Kusursuz adaleti herkesi memnun etti.

Ramazan 610

İlk Vahiy: "Oku!"

Nur Dağı, Hira Mağarası'nda tefekkür halindeyken Cebrail (a.s) geldi ve Alak Suresi'nin ilk 5 ayetini indirdi. Peygamberlik süreci başladı. İlk inananlar: Eşi Hz. Hatice, arkadaşı Hz. Ebubekir, evlatlığı Zeyd b. Harise ve amca oğlu Hz. Ali oldu (Gizli davet dönemi - 3 Yıl).

613 - 619

Açık Davet, İşkenceler ve Boykot

Safa tepesinde açık davetin başlamasıyla Müşriklerin zulmü başladı. Zayıf Müslümanlara (Bilal-i Habeşi, Yasir ailesi) ağır işkenceler yapıldı. 615 ve 616'da Habeşistan'a Hicret gerçekleşti. Mekkeli müşrikler Müslümanlara tam 3 yıl süren ağır bir ekonomik ve sosyal Boykot uyguladı.

619 - 620

Hüzün Yılı, Taif ve İsrâ-Miraç

Peygamberimizin en büyük destekçileri olan amcası Ebu Talip ve can yoldaşı eşi Hz. Hatice vefat etti (Hüzün Yılı). Destek arayışı için gittiği Taif'te taşlandı ama onlara beddua etmedi. Hemen ardından Allah'ın bir lütfu olarak İsrâ (Gece Yürüyüşü) ve Miraç (Göğe Yükseliş) mucizesi gerçekleşti; 5 vakit namaz farz kılındı.

Dönüm Noktası

Hicret (622)

Mekke'deki baskıların dayanılmaz hale gelmesi ve Akabe Biatları ile Medineli Müslümanların (Ensar) daveti üzerine gerçekleşen tarihi göç. Bu olay, İslam tarihinin dönüm noktası ve Hicri Takvimin başlangıcı kabul edilir.

Akabe Biatları (621-622)

Medineli Hazrec ve Evs kabilesi mensuplarının Mina'da (Akabe'de) Peygamberimize sadakat sözü verip O'nu Medine'ye davet etmeleri, Hicret'in siyasi altyapısını oluşturdu.

Suikast Girişimi ve Sevr Mağarası

Müşrikler Daru'n-Nedve'de suikast kararı aldı. Hz. Ali'yi yatağına bırakarak evden çıktı. Hz. Ebubekir ile birlikte Sevr mağarasında 3 gün gizlendiler ("Üzülme, Allah bizimle beraberdir").

Kuba Mescidi ve Ranuna

Medine'ye girmeden Kuba köyünde konakladı, İslam'ın ilk mescidini inşa etti. Ranuna vadisinde ilk Cuma namazını kıldırdı.

Medine'ye Varış (Ebu Eyyub El-Ensari)

Medine halkı (Ensar) coşkuyla karşıladı ("Taleal Bedru Aleyna"). Devesi Kasva'nın çöktüğü yerde Hz. Halid b. Zeyd'in (Eyüp Sultan) evinde aylarca misafir oldu.

Bölüm 2

Medine Dönemi

Devletin kuruluşu, kardeşlik, zorlu savunma savaşları ve İslam'ın tüm Arap yarımadasına yayılması.

622

Medine Sözleşmesi

Ensar-Muhacir kardeşliği sağlandı. İlk anayasa yazıldı.

628

Hudeybiye Antlaşması

Umre yapmak için yola çıkan Müslümanların Kâbe'ye girmesi engellendi. Diplomatik bir zafer olan Hudeybiye Barışı imzalandı. Görünüşte Müslümanların aleyhine gibi dursa da barış ortamı sayesinde İslam hızla yayıldı. Çevre ülke krallarına (Bizans, İran, Mısır) İslam'a davet mektupları gönderildi.

629

Hayber'in Fethi ve Mute Savaşı

Yahudilerin kalesi olan Hayber fethedilerek Şam ticaret yolunun güvenliği sağlandı. Aynı yıl Bizans ordusuyla ilk karşılaşma olan Mute Savaşı yapıldı (Halid bin Velid'in komutanlık dehası öne çıktı).

11 Ocak 630

Mekke'nin Fethi

Müşriklerin Hudeybiye'yi bozması üzerine 10.000 kişilik orduyla yürüdü. Neredeyse hiç kan dökülmeden Mekke fethedildi. Kâbe putlardan temizlendi. Peygamberimiz kendisine yıllarca zulmeden Mekkelilere Genel Af ilan etti.

İslam'ın Savunma Savaşları (Gazveler)

Hz. Muhammed (s.a.v) hiçbir zaman saldırgan bir savaş politikası izlememiş, savaşlar daima inanç hürriyetini ve devletin varlığını korumak amacıyla (savunma) yapılmıştır.

Bedir Savaşı

624

Müslümanların Mekkeli müşriklerle ilk büyük savaşıdır. 313 Müslüman, kendilerinden 3 kat büyük (1000 kişilik) donanımlı orduyu büyük bir zaferle mağlup etmiştir. Bu zafer, İslam devletinin askeri ve siyasi itibarını Arap yarımadasında kanıtladı. Esirler, okuma-yazma öğretmeleri karşılığında serbest bırakıldı.

Uhud Savaşı

625

Müşriklerin Bedir'in intikamını almak için saldırdığı savaştır. Ayneyn Tepesi'ne yerleştirilen okçuların yerlerini terk etmesi sebebiyle savaşın seyri değişmiş, Hz. Hamza şehit düşmüş ve Peygamber Efendimiz yaralanmıştır. İstişare ve komutana itaatin önemi acı bir tecrübeyle öğrenilmiştir.

Hendek Savaşı

627

Müşriklerin 10.000 kişilik dev birleşik orduyla (Ahzab) Medine'yi yok etmeye geldiği savaştır. Selmân-ı Fârisî'nin teklifiyle Medine'nin etrafına derin ve geniş hendekler kazılarak eşsiz bir savunma taktiği uygulandı. Kuşatma başarısız oldu ve müşriklerin saldırı gücü tamamen kırıldı.

Huneyn ve Taif (630)

Mekke'nin fethinden hemen sonra, birleşen bedevi kabilelere karşı zorlu ama zaferle sonuçlanan savaşlar.

Tebük Seferi (631)

Bizans'ın saldıracağı haberi üzerine çıkılan en zorlu (Saatü'l Usre) sefer. Çatışma olmamış, caydırıcılık sağlanmıştır.

Elçiler Yılı (Senetü'l Vüfûd - 631)

Arap yarımadasının her yerinden heyetlerin gelip İslam'ı topluca kabul ettiği diplomatik zirve yılı.

Veda Haccı ve Ebediyete İrtihal

Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi: Veda Hutbesi (632)

Peygamber Efendimiz, 100 binden fazla Müslümana Arafat'ta hitap ederek Veda Hutbesi'ni irad etti. Bu hutbe, insan hakları tarihinin en büyük belgelerinden biridir:

"Ey İnsanlar! Sözümü iyi dinleyiniz! Bilmiyorum, bu seneden sonra sizinle burada belki de bir daha buluşamayacağım.

İnsanlar! Bugünleriniz nasıl mukaddes bir gün, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, namuslarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecavüzden korunmuştur.

Ashabım! Muhakkak Rabbinize kavuşacaksınız ve O sizi amellerinizden sorguya çekecektir. Benden sonra eski sapıklıklara dönmeyiniz ve birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyetimi, burada bulunanlar, bulunmayanlara ulaştırsın.

Ashabım! Kimin yanında bir emanet varsa, onu hemen sahibine versin. Biliniz ki, faizin her çeşidi kaldırılmıştır. Allah böyle hükmetmiştir. Lakin anaparanız size aittir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız.

Ashabım! Dikkat ediniz, Cahiliyeden kalma bütün âdetler yıkılmıştır, ayağımın altındadır. Cahiliye devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır.

Ey İnsanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah'ın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allah'ın emriyle helal kıldınız. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınların da sizin üzerinizde hakkı vardır.

Müminler! Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman Müslümanın kardeşidir ve böylece bütün Müslümanlar kardeştirler. Bir Müslümana kardeşinin kanı da, malı da helal olmaz.

Ey İnsanlar! Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Adem'in çocuklarısınız, Adem ise topraktandır. Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Araba; beyazın siyaha, siyahın da beyaza takva dışında bir üstünlüğü yoktur. Allah katında en değerli olanınız, O'na karşı en çok takva sahibi olanınızdır.

Ey Müminler! Size iki emanet bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanetler, Allah'ın kitabı Kur'an-ı Kerim ve Peygamberin sünnetidir.

Ey İnsanlar! Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?"

Bütün cemaat hep bir ağızdan: "Allah'ın elçiliğini ifa ettin, görevini yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahitlik ederiz" dediler.

Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v) şehadet parmağını göğe doğru kaldırarak, sonra da cemaate doğru çevirerek üç defa şöyle buyurdu:

"Şahit ol yâ Rab! Şahit ol yâ Rab! Şahit ol yâ Rab!"

Vefatı (8 Haziran 632)

Veda Haccı'ndan sonra Medine'ye döndü. Kısa bir süre sonra hastalandı. Hastalığı ağırlaşınca imameti Hz. Ebubekir'e bıraktı.

12 Rebiülevvel 11 (8 Haziran 632) Pazartesi günü, eşi Hz. Aişe'nin odasında "Refîk-i A'lâ'ya" (En Yüce Dosta) diyerek 63 yaşında vefat etti.

Naaşı, vefat ettiği odaya defnedildi. Bu mübarek mekân günümüzde Mescid-i Nebevî içindeki Ravza-i Mutahhara'dadır (Hücre-i Saadet).

Bizlere Bıraktığı Miras: Üsve-i Hasene (En Güzel Örnek)

"Ben ancak güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim." (Hadis-i Şerif)

Adaleti

"Kızım Fatıma dahi hırsızlık yapsa cezasını veririm" diyecek kadar haktan yanaydı.

Merhameti

Sadece insanlara değil, hayvanlara ve bitkilere karşı da sonsuz bir şefkat sahibiydi.

Mütevazılığı

Bir meclise girdiğinde boş bulduğu yere oturur, krallar gibi yaşamaktan Allah'a sığınırdı.

Sadakati

Düşmanlarının bile eşyalarını emanet ettiği "El-Emin" (Güvenilir) bir şahsiyetti.