Merhaba, fen bilimleri dersi proje görevim için canlının en küçük yapı taşı olan hücre konusunu araştırdım ve bu çalışmayı hazırladım. Çevremize baktığımızda uçan kuşlar, kocaman ağaçlar, sevimli kediler ve minicik böcekler görürüz. Bütün bu canlıların vücutları tıpkı bir binanın tuğlalarla inşa edilmesi gibi küçük yapı taşlarından oluşur. Canlıları oluşturan, canlılık özelliği gösteren bu en küçük yapı birimine hücre adını veriyoruz.
Hücreler o kadar küçüktür ki onları çıplak gözümüzle göremeyiz. Ancak mikroskop adı verilen özel aletler yardımıyla onları yüzlerce kat büyüterek inceleyebiliriz. Bilim insanı Robert Hooke çok eskiden şişe mantarını mikroskopta incelediğinde küçük odacıklar görmüş ve bunlara hücre adını vermiştir. Günümüzde çok gelişmiş mikroskoplar sayesinde hücrenin içindeki bütün yapıları çok daha net bir şekilde görebiliyor ve inceleyebiliyoruz. Hücreyi keşfetmek gerçekten çok heyecan verici bir süreç. Fen bilimleri dersinde hücrenin ne kadar mucizevi bir yapı olduğunu öğrendikçe canlılara olan hayranlığım daha da arttı. İlerleyen sayfalarda hücrenin kısımlarını kendi çizimlerimle anlatmaya devam edeceğim.
Bir hücre dışarıdan içeriye doğru incelendiğinde üç temel kısımdan oluşur. Bu kısımlar hücre zarı, sitoplazma ve çekirdektir. Hücre zarı hücreyi dıştan saran, onu dış etkilere karşı koruyan ve ona şekil veren çok önemli bir yapıdır. Aynı zamanda canlıdır ve seçici geçirgen bir özelliğe sahiptir. Yani hücreye girecek ve hücreden çıkacak maddeleri kontrol eder, her maddenin geçişine izin vermez. Zararlı maddelerin içeri girmesini engellerken, hücrenin ihtiyacı olan yararlı maddeleri içeri alır.
Hücre zarının hemen içinde çekirdeğe kadar olan kısmı dolduran sıvıya ise sitoplazma diyoruz. Sitoplazma yumurta akı gibi yarı saydam ve akışkan bir yapıdadır. İçinde yaşamsal olayların gerçekleştiği organeller bulunur. Yaşamsal olaylar derken solunum, beslenme ve boşaltım gibi olayları kastediyorum. Çekirdek ise hücrenin yönetim merkezidir. Tıpkı beynimizin vücudumuzu yönetmesi gibi, hücrenin büyüme, gelişme ve bölünme gibi bütün faaliyetleri çekirdek tarafından yönetilir. Ayrıca saç rengimizden göz rengimize kadar kalıtsal özelliklerimizi taşıyan DNA da çekirdeğin içinde yer alır.
Sitoplazmanın içinde hücrenin yaşaması için gereken farklı görevleri üstlenmiş organel adı verilen küçük yapılar vardır. Bunlardan biri mitokondridir ve hücrenin enerji santrali gibi çalışır. Bizim koşmak ve oynamak için enerjiye ihtiyacımız olduğu gibi, hücrenin de yaşamak için enerjiye ihtiyacı vardır. Mitokondri besinleri parçalayarak hücrenin ihtiyacı olan bu enerjiyi üretir. Ribozom ise bütün hücrelerde bulunan ve protein üretiminden sorumlu olan en küçük organeldir. Hücrenin büyümesi ve gelişmesi için bu proteinlere çok ihtiyacı vardır.
Hücre içinde madde taşınmasını sağlayan bir nevi kargo şirketi gibi çalışan organele endoplazmik retikulum diyoruz. Bu organel hücre zarı ile çekirdek arasında kanallar oluşturarak maddelerin taşınmasını çok daha kolay bir hale getirir. Golgi cisimciği ise hücrede salgı maddelerinin üretilmesini ve paketlenmesini sağlar. Ağladığımızda akan gözyaşı, ağzımızdaki tükürük ve terlediğimizde ortaya çıkan ter gibi salgılar golgi sayesinde üretilip düzenli bir şekilde paketlenir. Bu sayede vücudumuz düzenli bir şekilde çalışmaya devam eder.
Hücre içindeki atık maddeleri ve büyük besinleri parçalayan organel ise lizozomdur. Lizozomlar hücre içi sindirimde görev alır ve adeta hücrenin temizlik görevlisi gibi çalışarak zararlı olabilecek yapıları ortadan kaldırırlar. Koful adı verilen organel ise hücre içindeki su, besin ve atık maddeleri depo eden kese şeklinde bir yapıdır. Hücrenin ihtiyacı olan suyu kofullar saklar. Bu organellerin her biri hücrenin hayatta kalması için durmadan çalışan minik makineler gibidir.
Bütün canlılar hücrelerden oluşsa da bitkileri ve hayvanları oluşturan hücreler birbirinden biraz farklıdır. Kofullar bitki hücrelerinde büyük ve az sayıda iken, hayvan hücrelerinde küçük ve çok sayıdadır. Sadece hayvan hücrelerinde bulunan sentrozom organeli hücre bölünmesinde çok önemli bir rol oynar. Sadece bitki hücrelerinde bulunan kloroplast organeli ise bitkilere o güzel yeşil rengini verir. Kloroplast, güneş ışığını kullanarak fotosentez yapar ve böylece bitkinin besin ile oksijen üretmesini sağlar.
Bitki ve hayvan hücreleri arasında en belirgin dış görünüş farklılıkları da bulunur. Bitki hücreleri köşeli bir yapıya sahipken, hayvan hücreleri genellikle daha yuvarlak bir şekildedir. Ayrıca bitki hücrelerinde hücre zarının dışında onu dış etkilere karşı daha da dayanıklı hale getiren cansız hücre duvarı bulunur. Bu hücre duvarı sayesinde bitkiler rüzgarda veya yağmurda kolayca kırılmazlar. Hayvan hücrelerinde ise hücre duvarı kesinlikle yoktur, sadece esnek olan hücre zarı vardır. Bu sayede hayvanlar bitkilere göre çok daha rahat ve esnek hareket edebilirler.
Çok hücreli canlılarda hücreler bir araya gelerek tek başlarına çalışmak yerine muazzam bir düzen ve iş birliği içinde çalışır. Bu iş birliği sayesinde vücudumuz tıkır tıkır işleyen bir saat gibi hareket eder. Aynı yapı ve görevdeki hücreler birleşerek dokuları meydana getirir. Örneğin kemiklerimizdeki kemik hücreleri birleşerek kemik dokusunu, kas hücreleri birleşerek kas dokusunu oluşturur. Kas dokusu hareket etmemizi, kemik dokusu ise dik durmamızı sağlar.
Farklı dokular bir araya gelerek belirli bir görevi yapmak üzere organları meydana getirir. Kalp, mide, gözümüz ve akciğerimiz birer organdır. Kalbimiz kan pompalar, midemiz yediklerimizi sindirir. Belirli bir amacı gerçekleştirmek için birlikte çalışan organlar ise birleşerek sistemleri oluşturur. Mesela yediğimiz yemekleri sindirmek için ağız, mide ve bağırsakların oluşturduğu sindirim sistemi, nefes almak için solunum sistemi ve kanı vücudumuza dağıtmak için dolaşım sistemi bu şekilde ortaya çıkar.
Bütün sistemlerin tam bir uyum içinde bir araya gelmesiyle de organizma yani canlı vücudu meydana gelir. En küçük yapı birimi olan hücreden başlayarak doku, organ, sistem ve organizmaya doğru giden bu aşamalı sıralama doğadaki mükemmel düzeni bize gösterir. Gözle göremediğimiz kadar küçük olan bir hücrenin, kocaman bir canlıyı oluşturmak için nasıl çalıştığını öğrenmek bilime olan merakımı çok arttırdı. Doğadaki canlıların vücutlarında gerçekleşen bu gizli takım çalışması gerçekten çok büyüleyici.