Merhaba, fen bilimleri dersi proje görevim için gökyüzündeki en önemli üç gök cismi olan Güneş, Dünya ve Ay hakkında araştırma yaptım ve bu çalışmayı hazırladım. Yaşam kaynağımız olan Güneş ile başlamak istiyorum. Güneş devasa büyüklükte bir gaz topudur ve tıpkı diğer yıldızlar gibi etrafına çok güçlü bir ısı ve ışık saçar. Şekli kusursuz bir küreye benzer. Yüzeyinde durmadan çok sıcak gazlar patladığı için inanılmaz derecede yüksek bir sıcaklığa sahiptir.
Güneş o kadar büyüktür ki, içine bir milyondan fazla Dünya sığabilir. Ancak Dünya'ya çok uzak bir mesafede bulunduğu için gökyüzünde Ay ile hemen hemen aynı büyüklükteymiş gibi görünür. Uzaktaki cisimlerin gerçek boyutlarından çok daha küçük görünmesi olayını penceremizden uzaktaki arabalara bakarak da fark edebiliriz. Üzerindeki biraz daha soğuk olan koyu renkli bölgelere güneş lekesi adını veriyoruz. Bilim insanları Güneş'in de kendi ekseni etrafında döndüğünü işte bu lekelerin hareketlerini takip ederek ispatlamışlardır.
Üzerinde yaşadığımız ve tek yuvamız olan Dünya, Güneş sistemindeki üçüncü gezegendir. Dünya'nın şekli kutuplardan hafifçe basık, ekvatordan ise şişkince bir küreye benzer. Bu kendine has özel şekle geoit adını veriyoruz. Uzaydan bakıldığında masmavi harika bir bilye gibi görünür çünkü yüzeyinin çok büyük bir kısmı denizler ve okyanuslarla kaplıdır. Geriye kalan kısımlarda ise bizim de üzerinde yaşadığımız devasa kara parçaları olan kıtalar bulunur.
Etrafını saran kalın gaz tabakasına atmosfer adını veriyoruz. Bu kalın atmosfer tabakası sayesinde gezegenimiz hem nefes almamız için gereken yaşam kaynağı oksijeni saklar hem de bizi uzaydan gelen tehlikelere karşı kalkan gibi korur. Şu an için koskoca evrende üzerinde bitkilerin, hayvanların ve insanların yaşadığı bilinen tek gezegen bizim yuvamızdır. Dünya tıpkı bir topaç gibi kendi ekseni etrafında batıdan doğuya doğru hiç durmadan dönmeye devam eder ve bu dönüş sayesinde gece ile gündüz birbirini takip eder.
Gökyüzündeki en yakın komşumuz olan Ay ise Dünya'nın tek doğal uydusudur. Ay'ın şekli de tıpkı Güneş ve Dünya gibi küreye benzer ancak boyut olarak onlardan çok daha küçüktür. Ay'ın tıpkı bir el feneri gibi kendi ışığı yoktur, sadece Güneş'ten aldığı ışığı geceleri ayna gibi yansıtarak dünyamızı aydınlatır. Yüzeyinde canlıların yaşaması için gereken hava, su ve toprak bulunmaz. Oksijen olmadığı için Ay'da nefes almak veya ateş yakmak kesinlikle imkansızdır.
Ay'ın etrafında Dünya'daki gibi kalın bir atmosfer tabakası bulunmaz. Atmosferi yok denecek kadar ince olduğu için rüzgar, yağmur veya kar gibi hava olayları yaşanmaz. Ayrıca atmosfer çok ince olduğu için uzaydan gelen göktaşları Ay yüzeyine hiçbir engele takılmadan şiddetle çarpar. Bu çarpışmalar sonucunda krater adı verilen çok derin ve büyük çukurlar oluşur. Akşamları Ay'a baktığımızda gördüğümüz koyu renkli yüzey lekeleri aslında bu büyük kraterler ve devasa düzlüklerdir. Ay, gökyüzünü süsleyen çok sessiz ve ıssız bir yerdir.
Bu üç önemli gök cismi uzay boşluğunda tamamen hareketsiz durmazlar. Birbirlerine bağlı olarak harika bir düzen ve sistem içinde sürekli hareket ederler. Ay saat yönünün tersine doğru kendi etrafında ve Dünya'nın etrafında dönerken, Dünya da Ay ile birlikte omuz omuza verip Güneş'in etrafında kocaman bir yörüngede dolanır. Bu dönme ve dolanma hareketlerinin hepsi soldan sağa yani saat yönünün tersine doğru gerçekleşir. Bu muhteşem üçlünün hiç şaşmayan bu döngüsü sayesinde zaman dediğimiz kavram, günler, aylar ve yıllar meydana gelir.
Dünya kendi ekseni etrafındaki bir tam dönüşünü tam bir günde yani yirmi dört saatte tamamlar. Ay ile birlikte Güneş'in etrafındaki tam bir dolanma turunu ise üç yüz altmış beş gün altı saatte bitirir ve biz bu çok uzun süreye tam bir yıl diyoruz. Ay ise hem kendi etrafında hem de Dünya etrafındaki dolanma hareketini yaklaşık yirmi yedi günde tamamlar. Ay'ın kendi etrafında dönme süresi ile Dünya etrafında dolanma süresi neredeyse birbirine eşit olduğu için biz Dünya'dan baktığımızda her zaman Ay'ın aynı yüzünü görürüz. Ay'ın arka tarafını ise Dünya'dan asla göremeyiz.
Projemin bu bölümünde Güneş, Dünya ve Ay'ın büyüklüklerini karşılaştıran bir görsel model tasarladım. Bu üç gök cismini uzayda yan yana koyduğumuzu hayal ettiğimizde aralarındaki devasa büyüklük farkı çok daha net anlaşılıyor. Hepsi küreye benzese de hacimleri birbirinden çok farklıdır. Çaplarını ölçeklendirerek hazırladığım bu sıralama, evrenin ne kadar akıl almaz büyüklükte olduğunu bana bir kez daha kanıtladı.
Modeldeki görselde de gördüğümüz gibi, Güneş'i kocaman bir basketbol topu olarak düşünürsek, Dünya'yı ancak küçük bir nohut tanesi, Ay'ı ise minicik bir toplu iğne başı veya mercimek tanesi büyüklüğünde çizebiliriz. Evrendeki bu devasa boyutlar ve aralarındaki milyonlarca kilometrelik uzun mesafeler hayal gücümüzün bile sınırlarını zorluyor. Fen bilimleri dersinde hazırladığım bu araştırma sayesinde gökyüzüne her baktığımda Güneş'in bizi nasıl ısıttığını, Dünya'nın nasıl döndüğünü ve Ay'ın nasıl parladığını çok daha iyi anlıyorum. Uzayın derinliklerindeki bu kusursuz ve paha biçilemez düzen bilime olan ilgimi giderek büyütüyor.